Bu mesele siyaset üstü bir meseledir. Konu parti değil, vicdandır.
Milletvekilliği millete hizmet makamıdır, ayrıcalık makamı değildir. Millet geçim derdindeyken, temsil edenlerin bu tablo karşısında en çok rahatsız olması gereken kişiler olması gerekir.
Kimse milletvekili maaş almasın demiyor. Ama milletin aldığıyla, milletvekilinin aldığı arasında bu kadar uçurum olması kabul edilebilir değildir.
Bir de işin diğer tarafı var. Başkanlık sisteminde milletvekilinin eskiye göre yetkisi de etkisi de ortada. O zaman 600 milletvekili bu ülkeye gerçekten gerekli mi? Bana göre değil. 300 milletvekili bu ülkeye fazlasıyla yeter. Hem milletin sırtındaki yük azalır hem de daha güçlü ve daha verimli bir Meclis ortaya çıkar.
Ben milletvekili olsam, tarihe maaşımla değil, o maaşı sorgulayan milletvekili olarak geçmek isterdim. Kürsüye çıkar, “Millet ay sonunu getiremezken, bizim bu maaşları almamız vicdanlara sığmaz.” derdim. Gerekirse kendi maaşımdan vazgeçmeyi teklif ederdim. Çünkü gerçek temsil, milletin önüne geçmek değil, milletle aynı safta durabilmektir.
Millet her gün fedakârlık yapıyorsa, bunun en güzel örneğini de milleti temsil edenler göstermelidir. Vicdan bunu gerektirir.
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” sözü hepimize bir uyarıdır. Vicdanın sesi MAKAMDAN da yüksektir, MAAŞTAN da…